15 Haz 2011

plansız

Bu yazıyı sabaha karşı 3:49 da yazıyorum. Bu saatte ne işim var internette diye sormayın. Akşam 18:00 surlarında başıma hücum eden müthiş ağrı ile kendimi yatakta buldum. Rüyadan rüyalara atladım, saatler birbirini kovaladı.

Uyandığımda yeniden doğmuş, adeta “Neredeyim ben?” klişe sorusuna maruz bırakılmıştım kendimce. Yaşamış olduğum ve yapmam gerekenleri tekrar düşündüm. Kolay olmadı hatırlamak. Birara nişanlımla yapmış olduğum telefon konuşmasını hatırlar gibiydim. Uykulu olduğumu anlamış, daha sonra konuşuruz diye kapatmıştı telefonu. Ondan sonra ben de aramayınca kendisi de ben rahat uyuyim diye tekrar aramamış olsa gerek.

Kalktım bulgur pilavıyla yoğurt yedim. Tekrar yatmak istedim ama uykum gelmedi. 3 –4 saat sonra kalkıp okula gitmem gerek…


İstanbul’daki son 2 haftam. 2 hafta sonra apayrı bir hayata açılıyorum. 4,5  yıl boyunca doğudayken hergün, her saat aklımdan geçirdiğim o olay gerçekleşecek. Belki şu evrensel çekim yasası muhabbeti bende işlemiş olabilir. Çünkü bir öğretmenin Ege’de sahil kenarında evlenip yuva kurması ve burada öğretmenlik yapması öyle kolay iş değil. Demek ki çok diretince veriyormuş evren…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklına ilk ne geliyorsa gözlerini kapat ve yaz...